Alp: Bu seçim diğerlerinden çok daha önemli
Saadet Partisi ( SP ) Kars İl Başkanı Adem Alp, seçim sürecine ilişkin açıklamalarda bulunarak, bu seçimin diğerlerinden çok daha farklı ve önemli olduğunu söyledi.
Alp, Kafkas Haber Ajansı’na (KHA) yaptığı açıklamada, “12 Haziran seçimleri için Kars’ımız da Saadet Partisi olarak seçim çalışmalarımızın 1 aya yakın zaman içerisinde başlatmış bulunuyoruz. Cenabı hak bu seçimleri hayırlara vesile eylesin ve bu seçimi inşallah bereketlendirsin.” dedi.
Bu seçimin diğerlerinden çok daha önemli ve çok daha farklı olduğunu da belirten Alp, “Çünkü siyasi tarihimize baktığımızda ülkemiz hiçbir zaman son sekiz buçuk yıllık AKP iktidarı kadar hırpalanmamış, küçük düşürülmemiş, maddi ve manevi tahribata bu kadar uğratılmamış ve siyaset sahnesi bu kadar kirletilmemiştir. Bu yüzden biz Saadet Partisi olarak kendini her konuda yetiştirmiş, bilgi birikimli, kültürlü, tecrübeli ve davasına sadık üç milletvekili adayımızla karşınızdayız. Peyami Aksu, Mevlüt Ayçiçek ve Süleyman Turan ile Kars’ımızı adım adım gezip halkımıza,ülkemize karşı karşıya kaldığı tehlikeleri anlatıp çözüm yollarını ve alternatif projelerimizi sunuyoruz.” diye konuştu.
Alp, daha sonra şunları söyledi:
“Çünkü biz inanıyoruz ki bu ülke ancak milli görüş ile kalkınır zira biz daha önce Kars’ımızda 5 tane fabrika açtık. Bunlar: Sarıkamış Ayakkabı Fabrikası, Kars Çimento Fabrikası, Kars Şeker Fabrikası, Et-Balık Kombinası, Kars Yem Fabrikası ve Kağızman’daki Tuz Fabrikası’dır. Geçmişimiz aydınlıktır hamt olsun fabrikalarla donatmışız ama maalesef bizden sonra bu fabrikalar teker teker kapanmaya başlamıştır. İnşallah tekrar geleceğiz ve tekrar bu fabrikaları teker teker açacağız. Bahsettiğimiz tahribatlar kısaca şunlardır:
1-Maddi tahribat, 2002’de ülkenin genel borcu iki yüz yirmi bir milyar dolar iken şu anda beş yüz milyar doları aşmış vaziyette.
2-2002’de işsizlik %6 iken şu anda işsizlik %12 civarında yüzde yüz bir artış var.
3-2002’de işsizlerin sayısı iki milyon iken şu anda maalesef altı milyonu bulmuş vaziyette üçe katlanmış. 2002’de çok önemli bir rakam cari açık dokuz buçuk milyar iken şu anda altmış milyarı bulmuş yani yüzde altı yüz bir artış var. Bu ülkede beş milyon asgari ücretli insan var yani kıt kanaat geçiniyor. On milyon yeşil kartlı insan var yani gariban sınıfına giriyorlar. Çok sayıda stratejik öneme haiz kuruluşlar özelleştirme adı altında yabancı insanlara satılmıştır.Onlardan sadece bazıları şunlardır: Türk Telekom Araplara satıldı, Telsim İngilizlere satıldı, Ada Bank Kuveytlilere satıldı, Kuş Adası limanı İsraillilere satıldı, Araç Muayene işi Almanlara satıldı, İzmir Limanı Hong konk’lulara satıldı, AVE ve MNG Bank Lübnanlılara satıldı. TGRT şu anki ismi ile FOX TV biliyorsunuz Amerikalılara satıldı.Amerikalı bir yahudiye satıldı.Süper FM çok meşhur bir radyodur bu da Kanadalı birisine satıldı.
Özelleştirme ile satılan fabrika, tersane, tesis, liman, arsa, bina sayısı maalesef 750 civarına yaklaşmış vaziyettedir. Bu işin maddi tahribatı, manevi tahribatına gelince manevi tahribat; yasa düzenlemeleri yapılarak on binlerce kilise açılmıştır. Hatta hatırlarsınız en sonunda bundan birkaç sene önce Emniyet bu işe el attı bu kiliseler neyi iyi ediyor bu kadar kilise açılıyor niye açılıyor? Tabi bu kiliseler kendi kendine açılmadı yasal düzenlemeler ile açıldı ve bir çok kilise hazine paraları ile tadilatı ve tamiratı yaptırıldı.
Sekiz yıllık kesintisiz eğitimin tahribatına seyirci kalındı ve yetmiyormuş gibi dokuz yıllığa çıkarıldı. Maalesef bir çok kimsenin haberi yok bundan Anaokulları da eklenerek dokuz yıllığa çıkarıldı. Hatta Milli Eğitim Bakanlığı tarafından defalarca şu söz dile getirildi: “Biz 12 yıllığa çıkaracağız.” Sekiz yıllık eğitim on iki yıllığa çıkaracağız. Bunu hangi yönden incelerseniz inceleyin büyük bir tahribattır. Şu anda çocuklar köylerinden alınıyor ufak ufak çocuklar bir çok köyde böyle ilçeye getiriliyor sıkıntı oluyor. Ben Kars’ın Kağızman Camuşlu Köyündenim bizim köyde çocuklar taşımalı olarak okula gidip geliyorlar. Minibüsün içerisini, dışarısını, altını, üstünü her tarafını çocuk doldurmuşlar. Maalesef o minibüs devrildi içerisinde iki tane filiz gibi delikanlımız hayatını kaybetti.
Bunların hepsini düşündüğümüz zaman bu sekiz yıllık eğitimin rezaletlerinin sadece bir parçası bunları niye yaptılar sırf imam hatip liselerine gıcıklık olsun diye. Oraya darbe vurmak için bu sekiz yıllık eğitimi çıkardılar. Ama maalesef şu anda İmam Hatip kökenli bir başbakandan İmam Hatiplerin önünün açılmasını beklerken, bu sekiz yıllık eğitimin sorununun çözülmesini beklerken, böyle bir şeyin çözülmesi beklenirken bu tahribata sekiz buçuk yıldan beri seyirci kalınmış ve İmam Hatiplerin tahribatı gittikçe derinleşmiş bir hale gelmiştir. Baş örtüsü meselesi Rektörlerin ve Okul müdürlerinin inisiyatifine bırakılmıştır. On iki yaşından küçüklere Kuran’ı kerimi yasaklayan yasa halen yürürlüktedir.
Yasal düzenleme ile zina suç olmaktan çıkarılarak zina eden korunma altına alınmıştır. Lezbiyenler ve homoseksüel gruplarına ki bunlar toplumun en yüz karası işler ile meşgul olmuş insanlara dernek kurma hakkı tanınmıştır. Yani kendilerini göstermeleri için dernek kurma hakkı, yasal yetki verilmiştir. Domuz eti ve at eti kasaplık et haline getirilerek yasal düzenlemeler yapılmıştır. Dış politikamıza gelince dış politika, sekiz buçuk yıldan beri hükümet Avrupa Birliğine girmek için gece-gündüz çalıştı onları ikna etmeye gayret gösterdi. Fakat onlar defalarca sizi almıyoruz siz Müslüman ülkesiniz demelerine rağmen hükümet sekiz buçuk yılını israf edip Türkiye’nin onurunu ayaklar altına alarak ısrarından vazgeçmemiş ve sanki hiçbir şey olmamış gibi Başbakan defalarca kameraların karşısına geçmiş ‘onlar ne derse desin biz yolumuza devam edeceğiz’ dedi.
Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy Türkiye’ye geldiğinde güya biz Sarkozy’e tepkiliyiz, çünkü Sarkozy hep Türkiye’nin aleyhinde konuşuyor.Ankara’da kameraların karşısında basın toplantısı yaparken oradan bir gazeteci kendisine bir soru sordu dedi ki; Türkiye demokrasisi bu kadar ilerlemiş, insan hakları konusunda bu kadar ilerlemiş ülke olarak siz niye Türkiye’yi Avrupa Birliğine almıyorsunuz? Sarkozy çok manidar bir cevap verdi dedi ki: Madem demokrasiniz bu kadar ilerlemiş ise siz niye Avrupa Birliğine girmek istiyorsunuz? O zaman o demokrasinin size yeterli olması lazım dedi. Bu cevap bizim yüzümüzü kızarttı. Maalesef bu yüz kızartıcı tavırlarımız halen devam ediyor. Kıbrıs halkına Annan planına referandumda evet derseniz üzerinizdeki izolasyonlar kalkacak ve bir çok iyileştirmeler yapılacak denilmiştir.
Tam tersine Kıbrıs Türk Halkının yarısından fazlası evet demesine rağmen beklentilerinin hiçbiri yerine getirilmemiş üstelik Kıbrıs tamamen gözden çıkartılmıştır. Rum tarafı Avrupa Birliği ülkesidir, bir avuç yer, küçücük bir bölgedir. O haliyle Rum tarafını Avrupa Birliği’ne aldılar sırf oyun tezgah etmek için. Rum tarafı şu anda Avrupa Birliği’nde ama rum tarafı Avrupa Birliği’ne girerken Güney Rum kesimi diye girmemiştir, Kıbrıs adı altında girmiştir. Dolayısıyla şu anda adayı tamamen temsilen Avrupa Birliği’ne girmişlerdir. Bizim şu anda Kuzey Kıbrıs diye resmiyette bir ismimiz, bir cismimiz yoktur. Hükümetimizde Avrupa Birliği yasasını imzalarken öyle bir mekanda imza attılar ki o da ayrı bir onur kırıcı tablodur. Osmanlı düşmanlığı ile bilinen bir papazın heykeli altında imza attılar,
Allah aşkına Avrupa’da başka bir yer mi yoktu ki Başbakanımızı götürdüler bir papazın önüne oturtarak Avrupa Birliği Anayasasının altına imza attırdılar. Bu anayasanın üzerine imzayı attığın zaman Kıbrıs’ı zaten gözden çıkarmış oluyorsun. Zaman zaman diyorlar ki Kıbrıs’tan askerlerinizi çekin, siz orada işgalci konumundasınız. Ama bizim orada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetimiz var, onu saymıyorlar. Bunun nedeni ise orayı komple Avrupa Birliği Adası olarak görüyorlar işte ihanetin maalesef iç yüzü budur. Türkiye’de 60’ın üzerinde parti var, bu partilerin içerisinde sadece alternatifi olan parti Saadet Partisidir. 60 partinin içinde 17 tane parti seçime giriyor ve bizden ayrılan guruplar dahil olmak üzere bu 17 partinin hepsi Avrupa Birliği’ni savunuyor.
Bizim partimiz ve adaylarımızın her yerde söylediği gibi biz Avrupa Birliği’ne kesinlikle rest çekiyoruz ve reddediyoruz. Avrupa Birliği için çalışma ortamları onur kırıcı bir hale gelmiştir. Almanya da bir dergiye karikatür çiziliyor bu resimde hepimizin bildiği gibi villa bahçesinin büyük kapısı olur onun altında da kedi ve köpekler için bir giriş olur, işte Türkiye’ye o kapıyı işaret eden bir karikatürle Türkiye’nin onuru ayaklar altına anlıyor. Bizler de diyoruz ki artık kendinize gelin, titreyin, Allah’tan korkun daha fazla bu memleketin şerefiyle onuruyla oynatmayın. Genel Başkanımızın da geçen ifade ettiği gibi Avrupa Birliği bizi şartsız kabul etse bile biz bu Birliğe girmeyi reddediyoruz çünkü bizim alternatifimiz var.
Allah nasip ederse iktidara gelirsek D8’leri canlandıracağız, İslam Birliği’ni kuracağız, İslam ortak parasına gececeğiz, İslam Birleşmiş Milletlerini kuracağız. Allah’ın izniyle bizler kendi alternatiflerimizi üreterek hayata geçireceğiz. Son olarak diyoruz ki: Biz alternatif içerikli bir partiyiz, şahsiyetle dış politikayı yaptık bu güne kadar bundan sonra da yapacağız, her zaman halkımıza güven veren bir parti olduk. Gezdiğimiz yerlerde karşılaştığımız ilgi bizi oldukça mutlu ediyor, her gittiğimiz yerde ‘Erbakan’ın partisi mi Allah ondan razı olsun’ cümleleriyle karşılaşıyoruz. Biz öyle bir partiyiz ki herkesi kucaklayabilecek bir potansiyele sahibiz ve bizim aramıza her an herhangi bir partiden gurubun katılması da söz konusu olabilir çünkü biz herkese açığız.”
(UA-BA-S) KARS (KHA) – UĞUR AYDIN






