KAFİYELİ REÇETE
Necmettin TURAN
Emekli Milli Eğitim Şube Müdürü
Çocukluk yıllarımda iyi hatırlıyorum, her ilçede ancak bir doktor bulunurdu. O yıllarda doktora yaşlı bir nine getirilir. Nine yaşlı ama çok şakacı birisi. Doktor sorar:
- Nine neyin var?
Nine başlar saymaya:
- Toğdur oğlum aksırerim, öksürerim, pıskırerim.
Doktor gülümser ve sormaya devam eder:
- Başka problemin var mı?
Nine:
- Olmaz mı oğlum, midem gurulder, garnım gırılder.
Doktor tekrar gülümser ve yine sormaya devam eder:
- Bu kadar mı nine?
- Yoğ oğlum daha var der ve saymaya başlar:
- Yaşım geçmiş, cigerlerim şişmiş, bademciklerim yetişmiş.
Uyanık doktor hastayı daha fazla konuşturmadan alır bir kağıt, hastaya şu reçeteyi yazar:
- Diline kuvvet
Ömrüne bereket
Miden için diyet
Geri kalan hastalıklarının tedavi yeri vilayet.
Şimdi efendim “içişlerimize Türkiye çok karışıyor” diyen komşu ülkelere böyle kafiyeli bir cevap verelim:
Komşumuz Irak: Çalma elin kapısını parmak ile, sonra çalarlar kapını tokmak ile.
Komşumuz Suriye: Değerli komşum, ne doğrarsan aşına o gelir kaşığına.
Bir komşumuz daha var ki son yılarda biraz silahlandı galiba. Zenginleştirilmiş uranyum sahibi oldu. Füzeler yaptı. Şimdi kulaklarını oynatmaya başladı ve hafif tehditler savuruyor. Şimdi o sonradan görme komşumuza şunu diyelim: Görmemişin oğlu olmuş, sevincinden bir yerini koparmış. Hele bir komşumuz daha var ki yıllarca koynumuzda yılan beslemişiz.
Dünya kamuoyunu üzerimize çullandırmaya çalışan bir nankör. Bu komşumuzda Ermenistan. Bu komşumuza bir Azeri deyimiyle cevap verelim: Ay oğul çöreğimiz gözünüze dursun.
Bu son hafta dünyanın dikkati Türkiye üzerine çevrildi. Fransa bildiğini yaptı. Bundan sonra soykırım yok diyen hapse girecek ve para cezası ödeyecek.
Ben basından takip ettiğim demeçlerden tatmin olmadım. Yok efendim benim dedem, sizin dedenizi esirlikten kurtarmış. Yarın Rusya bu işe kalkışsa, ona da “benim dedem senin deden Deli Petro’yu bağışladı” mı, diyelim?
Bence kim ne yapıyorsa aynı anlamda karşılık verilmeli. Ermenilerin maçına gittik, maça davet ettik, Akdamar Kilisesi’ne ibadete çağırdık, insanı yardım yaptık, yetmedi. “Sarı Gelin” türküsünü söyledik, olmadı. “Biz de Ermeniyiz” dedik.
Bu yaptıklarımızla adeta soykırım inkâr yasasının çıkmasında Fransa’ya cesaret verdik. Bundan sonra dik durup dünya kamuoyuna, “ya tarihçiler konuşsun ya da sizin çıkardığınız yasalar bize vız gelir” dememizin zamanıdır.



















