SERJ SARKİSYAN’IN BAŞKA EMRİ DE VAR MI?
Necmettin TURAN
Emekli Milli Eğitim Şube Müdürü
Yakın tarihte Erivan’da düzenlenen “Ermeni dili, edebiyatı” yarışmasında bir öğrenci bir soru sarar ve Sarkisyan yine içindeki kini kusmakta kusur etmeyerek şöyle cevap verir: Türkiye’nin doğusu batı topraklarımızdır, burayı geri almak sizin görevinizdir. Dahası var hele hele Ararat Dağı mutlaka Ermenistan’ın olmalıymış. Başka emri de var mıymış bari söylese de emredersiniz desek. Acaba kendi niye denemedi de bunu gelecek nesillere bıraktı:
Azerbaycan topraklarının %25’ini işgal edip insanları yersiz, yurtsuz bırakmayı neden gelecek nesillere bırakmadı. Bunu da sorsalar cevabı ne olurdu? Tabii ki buna gücü yetmeyeceğini iyi biliyor.
Tarihe kısaca bir göz atacak olursak, Ermenilerin yaşadıkları bölge Medler ve Kaidelilerin ortak saldırılarıyla ortadan kaldırılarak burada Med İmparatorluğu kuruldu. Bu saldırıyla Ermeniler M.Ö. VII yüzyıl sonlarında bu imparatorlun hakimiyetinde tam 200 yıl kalmışlardır.
M.Ö. 334 yıllarında Büyük İskender Küçük Asya’yı ele geçirdikten sonra Ermenistan’ı bir vilayet haline getirdi. Bir zaman sonra yani M.Ö. 190 yılında Antihokos Romalarılar yaptığı (Magnesia) Manisa savaşını kaybedince topraklar sık sık el değiştirmiş. Ermeniler bazen Romalılar bazen de Parthların lideri olan kralların idaresinde yaşamışlardır.
Zamanla Sasaniler’in güçlenmesi ve Roma imparatorluğunun ikiye ayrılması Ermenilerin kendi kaderlerine terk edilmesi anlamına geliyordu. Böylece Sasaniler Erivan ve Doğu Ermenistan’da bazı şehirleri içine alan bölge de hakimiyet sağladılar. İran’la dini alanda büyük çatışmalar oldu. Daha sonra Araplar zamanında da Ermeniler genel valiler tarafından yönetildi.
Selçuklu fetihleri sırasında, Ermeni toprakları, Türk Bizans mücadelesine sahne olmuştur. Bizans sürekli Ermenileri baskı altında tutmuştur. Bu yüzden bir kısım Ermeni Klikya’ya yerleşmek zorunda kalmıştır. Daha sonraları Kral Gagik II. Bizanslılarca öldürülünce Ermeni birliği fikri iyiden iyiye zayıflamış ve göç artmıştır.
Konu uzun ama gelelim asıl konuya, Osmanlı Devleti Anadolu’da Türk birliğini gerçekleştirdikten sonra Ermeniler güven içinde yaşamağa başlamış, orta ve batı Anadolu’ya yayılmaya başlamışlardır.
İstanbul fethedildikten sonra, Ermenilere önemli haklar tanımışlardır. Batı Anadolu’da Kütahya Ermenilerin ruhani merkezi olmuş, daha sonra bu merkez Bursa’ya taşınmıştır. Daha sonra Fatih bir Ermeni piskoposunu tanımış (Ovokim). İstanbul’da ki Ermeni cemaatine patrik tayin etmiştir. Ticaret sanat ve çeşitli dallarda fevkalade önemli işler yaptıkları gibi İstanbul’un en önemli semtlerine yerleşmişlerdir.
Zamanla İran ve Osmanlı antlaşmazlıklarını fırsat bilip Davit Bey adındaki reisleri yönetiminde Osmanlı devletine karşı direnmişlerdir. Osmanlı Rus savaşlarında Ruslara yardım etmişlerdir.
Osmanlı Devleti Tanzimat fermanı ile ülkesindeki Ermenilere önemli haklar tanımıştır. Hatta 1860 da Ermeni cemaati teşkilatı projesini hazırlattı. Böylece din adamlarını, öğretmenleri serbestçe tayin ediyorlardı. Bu karşılıklı güven 1877-1878 Osmanlı Rus savaşlarına kadar sürdü. Dışarıdan yapılan tahriklerin etkisinde zaman zaman Osmanlı Devleti aleyhinde şikayetler başlattılar. Artık ülkenin bir çok yerinde isyanlar başlatan Ermeniler, İngiliz ve Rusların teşvikiyle isyanları büyütüyorlardı. Bütün il ve ilçelerde teşkilatlanmış, her yerde silah depolarına yığınaklar yapmağa başlamışlardır. Bundan sonrası devleti adeta savaşa zorlamışlar. Doğu da yaşayan her aileden bir veya birkaç şehit vardır. Köyler yakılıp, yıkılmış, her yaşta binlerce insan öldürülmüştür. Silah ve yiyecek güçleri tahminlerin ve şimdiki iddialarının çok üzerindedir. Savaşıp yenilen sanki bir tek kendileriymiş gibi, dünya kamu oyuna bir soykırım safsatasını her gün ısıta ısıta sunuyorlar. Arşivlerin açılması işlerine gelmiyor, olayı tarihçilerin incelemesi de işlerine gelmiyor. Peki ne demek istiyor bu insanlar? Yukarıda bahsettiğimiz onlarca kırallığın hakimiyetinde yaşayıp baskılar gördüler, neden biz? Çünkü biz eskiden olduğu gibi şimdi de barıştan yanayız. Çünkü biz insani yardım söz konusu oldu mu koşarız, savaşı sevmeyiz, hele güçsüzle savaşmayı asla istemeyiz. Şimdi bu Sarkisyan ne demek istiyor? Karnını doyuramadığı insanları bir savaşta yok etmeyi mi istiyor? Yoksa komşuluk gereği ve büyük devlet olmanın gereği olarak bir maç dostluğu ve buyurun Akdamar’da ibadetinizi yapın. Jestimizi ya da kendi Üniversitemizde soykırım palavrasının tartışılması müsaademiz şımarttı mı bu zatı?
Ağrı bölgesini almayı, geçmişte birkaç çapulcunun elçiliklerimiz basıp insanlarımızı öldürmesi kadar basit görüyorsa, bunun çok zor veya imkansız olduğunu sabrımız taştığı zaman görecektir.






