Kars'ta eğitim alanında faaliyet gösteren 4 sendika, son olarak Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde yaygınlaşan saldırıların ardından eğitimde artan şiddet olaylarına dikkat çekmek amacıyla İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde bir araya geldi.
1 günlük iş bırakma eylemi yapan saldırganlar, "Susma, çığlık şiddete karşı", "Eğitimciye şiddete dur de", "Okullarda güvenlik isteyen", "Öğretmene uzanan eller kırılsın" ve "Öğrencinin eli kalem tutmalı" gibi dövizler açtılar.
Eğitim sendikalarının ortak açıklamasını okuyan Yener Tanrıverdi şunları söyledi: "
Bugün burada hesap sormak için bulunuyoruz. Çünkü okullar kan gölüne dönüyor, ama sorumlular hala izlemekle yetiniyor!
Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede yaşanan silahlı saldırı; ne bir kaza ne de münferit bir olaydır. Bu saldırı, eğitimin ve öğretmenin yıllardır sistemli biçimde değersizleştirildiğinin, gençliğin geleceksizleştirildiğinin ve okulların bile isteye sahipsiz bırakıldığının açık ilanıdır.
Bugün eğitim, çocuklarımıza umut vermiyor.
Bugün eğitim, gençlerimize gelecek kurdurmuyor.
Gençlerimiz hayal kuramıyor, yarına inanamıyor.
Çünkü bu sistem, onları hayata değil; çaresizliğe, öfkeye ve çıkışsızlığa sürüklüyor.
Ve işte o öfke, o umutsuzluk, bugün okul koridorlarında silah sesi olarak yankılanıyor!
Buradan soruyoruz:
En güvenli olması gereken yerler olan okullar nasıl oldu da en güvensiz alanlara dönüştü?
Bilimin, aklın, aydınlanmanın mekânı olması gereken okullar, nasıl oldu da çocukların camdan atlayarak canını kurtarmaya çalıştığı yerlere dönüştü?
Bu bir çöküştür!
Bu, eğitimde güvenlik politikasının iflasıdır!
Bu, öğretmeni yalnız bırakan, okulu kaderine terk eden anlayışın eseridir!
10 öğrenci, 4 öğretmen, 1 kantinci ve 1 polis memurunun yaralandığı, çocukların panikle camlardan atladığı bu saldırı artık “münferit” denilerek geçiştirilemez. Okullar eğitim yuvası olmaktan çıkmış, şiddetin kol gezdiği alanlara dönmüştür.
Biz Eğitim sendikaları olarak yıllardır uyarıyoruz!
Daha kısa süre önce öğretmenimiz Fatma Nur Çelik katledildiğinde söyledik:
“Okullarda şiddet artıyor, önlem alınmazsa daha ağır sonuçlar yaşanacak!”
Peki ne yaptınız?
Hiçbir şey!
Ne ciddi bir güvenlik politikası oluşturuldu,
Ne rehberlik ve psikolojik destek güçlendirildi,
Ne de eğitim emekçileri korunabildi!
Bugün öğretmenler ders anlatırken can güvenliğini düşünüyor.
Bugün öğrenciler okula giderken sağ salim eve dönebilecek mi diye hesap yapıyor.
Bu tabloyu yaratanlar bellidir!
Eğitimi bilimsellikten ve kamusal sorumluluktan koparanlardır.
Okulları ideolojik ve piyasacı anlayışlara teslim edenlerdir.
Sorumluluk almayanlardır!
Buradan bir kez daha açıkça uyarıyoruz:
Okullarda güvenlik bir temenni değildir, devletin asli görevidir!
Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri vitrin süsü değildir, hayati bir ihtiyaçtır!
Öğretmenin ve öğrencinin can güvenliğini sağlayamayan hiçbir yönetim bu sorumluluktan kaçamaz!
Eğer bir öğretmenin, bir öğrencinin daha saçının teline zarar vermesi durumunda, bunun siyasi ve idari sorumluları bellidir!
İşte bu yüzden buradayız!
İşte bu yüzden artık yeter diyoruz!
Biz bu ülkenin eğitim emekçileri olarak yalnızca eleştirmiyoruz; Çözüm üretiyoruz, yol göstermiyoruz, sorumluluğu alıyoruz.
Aylar değil, yıllardır söylüyoruz: Okullarda güvenlik tesadüfe bırakılamaz!
Kadrolu güvenlik görevlisinden rehberlik hizmetlerine, psikososyal destekten sağlıklı beslenmeye kadar dilediğimiz tüm talepler; sadece fiziki kesintiler söz konusu değil.
Bunlar, öğretmenin kaybedebilmesi, meslek onurunu ve öğrencinin yaşam özgürlüğünü koruma mücadelesidir.
Buradan bir kez daha, ortaya çıkan taleplerimizi kamuoyuna ve bu Bakanlığa ilan ediyoruz:
12 yıllık zorunlu eğitimin süresi ve şartları gözden geçirilmeli ve amaca hizmet devam edecek daha makul koşullar ve süre belirlenmelidir.
· Okullarda revir ve sağlık görevlisi bulunmalıdır.
· Okul hesaplarında kadrolu güvenlik görevlisi görevlendirilmeli, girişlerde denetimlerin yapılması.
· Okullarda yeterli sayıda kadrolu temizlik personeli görevlendirilmelidir.
· Öğrencisi için ücretsiz, sağlıklı okul yemeği ve temiz içme suyu doldurması.
· Okul rehberi öğretmeni atanmalı, öğrenci bilgilerine göre rehber öğretmen sayısı artırılmalıdır. Rehber verileri takip edilir.
· her sosyal hizmet sistemi geliştirilmeli ve okul sosyal hizmetleri arasında ilişki kurulmalıdır.
· CİMER üzerinden sağlayıcılar üzerinde baskıya son verilir.
· Kalabalık sınıfları azaltılmalı, yeni okul binaları ve derslikler yapılmalıdır.
· Sanat ve spor dersleri güçlendirilmeli, okul takımları ve sanat kulüpleri yaygınlaştırılmalıdır.
Tüm okullar TSE güvenlik ve fiziki koşullandırmaya uygun hale getirilmelidir. Bu talepler lütuf değil, en temel haktır.
Bu talepler ertelenemez, dikkate alınamaz.
Bir kez daha söylüyoruz:
Okulları güvensiz bırakanlar, bu tablonun sorumluluğundan kaçamaz.
Biz buradayız, takipçisiyiz ve bu mücadeleden geri adım atmayacağız.
Gelin, artık yeter diyelim!
Gelin, hastalıkların ve hücrelerin yaşamı için omuz omuza duralım!
Gelin, çocuklara güvensiz okullar değil, umut vaat eden bir gelecek bırakalım!
Gelin, eğitim şiddetten, yaygınlıktan ve çaresizlikten birlikte kurtaralım!
Eğitim sendikaları olarak buradayız!
Susmayız!
Alışıyoruz!
Normalleştireceğiz!
Eğitimde şiddete karşı gerçek, somut ve acil önlemler alınana kadar mücadelemiz devam edecek!"

























